TARIMDA İSRAFI ÖNLEMENİN YOLU GIDA BANKACILIĞI

16.10.2020
25
TARIMDA İSRAFI ÖNLEMENİN YOLU GIDA BANKACILIĞI

TARIMDA İSRAFI ÖNLEMENİN YOLU GIDA BANKACILIĞI

Tarımda israfı önlemenin yolu, küresel gıda kayıpları ve israfı son yıllarda oldukça dikkat çekici bir konu olmuştur. Dünyada insani tüketim için üretilen gıdanın neredeyse üçte biri, yani yaklaşık 1,3 milyar ton gıda, küresel olarak ya kaybolmakta ya da israf edilmektedir. Dünyada yaklaşık 800 milyon insan açlık çekerken, günümüzde hala gıda kayıplarının ve israfının var olması, gıda sistemlerinin düzgün işlemediğini göstermektedir. Birilerinin bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde çöpe attığı gıda ile diğerlerinin karnını doyurabileceğini bilmek, bir şeylerin yanlış gittiğinin ispatıdır.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 16 Ekim 2013 tarihindeki Dünya Gıda Günü’nde yaptığı konuşmada, ‘İyi beslenmenin anahtarı ve herkesin gıdaya erişme hakkını sağlamak; tarım ürünlerinin üretim, işlenme ve tüketiciye erişiminin sürdürülebilir bir şekilde yapıldığı, bünyesinde çevreyi, insanı ve kurumları barındıran akıllı yaklaşımlar, politikalar ve yatırımlardan oluşan daha iyi gıda sistemleri ile mümkün olabilmektedir.’ diye belirtmiştir. 

Tarımda ham üretimi inceleyecek olursak, insan gıdası olarak kullanım amaçlı planlanmış ham üretim ve gıda amaçlı planlanmayan üretim (yemlik, enerji, tohumluk) olmak üzere  ikiye ayrıldığını görürüz. Kullanım amacı insan gıdası olan ham üretim malzemeleri de yenilebilir ve yenilemez olarak ikiye ayrılır. Yenilebilir gıdalardan hasat kayıplarını çıkardığımız zaman geriye mevcut hasat edilen gıdalar kalmaktadır. Süre zarfında mevcut hasat edilen gıdalar da dağıtım kayıplarına uğramaktadırlar. Geriye kalan mevcut tüketilebilir gıdalar tüketici israfına maruz kaldığında, üretimin ilk adımından bu aşamasına kadar çok büyük bir kayıp ve israf söz göze çarpmaktadır.

Tarım bizim geleceğimizi inşa eder. Yukarıda bahsedilen israf ve kayıplar tahmin edilenin çok üzerinde bizlerin geleceğini olumsuz etkileyecektir. Gıda sistemi üretimden tüketime tüm eylemler ve bileşenlerin toplamıdır. İlişkilerinin bir araya gelerek ortaya çıkardığı çevresel ve sosyoekonomik sonuçlar da gıda sisteminin bir parçasıdır. Sürdürülebilir gıda sistemi ise, gıda güvenliği ve beslenmeyi iktisadi, sosyal ve çevresel bir tabanda oluşturarak, gelecek nesillerin gıda güvenliğine ve beslenmesine zarar vermemektir. Dolayısıyla, yarının gıda güvenliğini ve beslenmesini güvence altına almayan bir gıda sistemi sürdürülebilir olamaz. Yarınlarımızı güvence altına almak, israfı ve kaybı önlemek adına sürdürülebilir projeler üretmek hem bizleri hem de geleceğimizi korumak anlamına gelecektir.

Düzgün bir şekilde uygulandığında, iyi tarımsal uygulamalar, üretimin ilk aşamalarında gıdanın bozulmasına veya insani tüketime zararlı hale gelmesine sebep olacak zararlı böceklerden, küften, dış maddelerden, virüs veya bakterilerden gıdayı korumaktadır.

İyi üretim uygulamalarından ve iyi hijyenik uygulamalardan faydalanılarak üretilen ve işlenen gıdaların kalitesinden ve güvenilirliğinden emin olunabilir. Ham maddeye erişmeden, ulaşıma ve nihai malın tüketiciye ulaşmasına kadar geçen sürede bu uygulamalar düzgün bir şekilde uygulandıklarında, gıdalar hem kalitelerini korumakta, hem de güvenilir olmaktadırlar. Bu da bizim geleceğimizi garanti altına alacak düzenli bir uygulamadır. Çünkü iyi tarım, güvenilir ve kayıpsız tarım bizim geleceğimizi oluşturur.

Dünya’da yaşanan olumsuzluklar insanlar arasındaki sosyal dayanışma olgusunu arttırmıştır. Bu dayanışmanın artmasının bir sonucu olarak da sosyal yardımlaşma içerikli bazı kurumlar oluşturulmaya başlanmıştır. Söz konusu kurumlardan bir grup da gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan kurumlardır.

Gıda bankacılığı kavramı, 1960’larda John Van Hengel’in fakirlere yemek dağıtan yerel bir mutfakta gönüllü olarak çalışmakta iken, çalıştığı yere bağış olarak gelen yiyecekleri saklamaya başlaması ile ortaya çıkmıştır. Mutfağa, dağıtılan yemek miktarından çok daha fazla yiyecek bağışlandığı için de söz konusu yiyecekleri saklayabilecek bir depo kiralamışlardır. Daha sonra da ilk yiyecek bankası kurulmuştur. Aşevinde yemek yiyen bir kadın, çocuklarının gıda ihtiyacını gıda satıcıları tarafından atılan gıdaları toplayıp onları muhafaza ettiğini söyler. Hengel atılan gıdaların niteliğini sorduğunda ise sağlığa zararlı olmayan bir başka anlamda ekonomik açıdan değeri olmayan ancak gıda güvenliği açısından da sorun teşkil etmeyecek ürünler olduğu ifade edilince böylelikle gelecekte ortaya çıkacak olan gıda bankacılığının temelleri atılmış oldu. 

John Van Hengel’in; “Neden gıda ürünlerine ihtiyacı olan insanlarla fazla gıda ürünlerine sahip olanlar arasında bir köprü kurulmasın?” sorusundan hareketle günümüzde gıda bankacılığının temelleri atılmış oldu. Aradaki bu köprü görevini ise Gıda Bankacılığı Derneği olarak bizler profesyonel olarak gerçekleştiriyoruz. Tarım bizim geleceğimiz, ihtiyaç sahibi aileler de gelecek kaygısı çeken vatandaşlarımız ise israfı en aza indirirken yoksul kişilerin hayat standartlarını aynı anda yükseltebilmek bizlerin nihai görevi ve gayesidir. Unutmamak gerekir ki iyilik; işbirliği, yardımlaşma, dayanışma ve arabuluculuk rolünü üstlenmekle başlar. İki tarafın da faydasını gözetmekle devam eder ve toplumun yüksek yararı için yapılan çalışmaların olumlu geri dönüşlerini almamızla ile son bulur.